
1997- 2005 yıllarında edebiyat dergilerinde yayınlan şiirlerimin toplamı. Şule yayınlarından 2005 yılının son günlerinde yayınlandı. Dağıtımı iyi yapılamadığı için kaç kişi aldı okudu bilmiyorum. Ne dünyanın ne de Türkiye'nin en iyi şairi falan değilim. Bir kaç antolojiye de kazara girdim galiba. Şiir yazıyor olmamın benim bildiğim bir açıklaması yok. Yazdım ve şiirlerin bir kitaba dönüşmesini istedim. Hepsi bu. Yazmak bazen iyi geliyor bunları da bunun için yazıyorum...
Az önce bir amca aradı. Süllün Cemil'i aradığını söyledi. Ben işletiyor olabilir mi diye düşünürken, azcık bağır oğlum kulaklarım ağır işitiyor dedi. Buyur amca deyip konuşmak vardı ama kapandı telefon.
Kitaptan bir-iki şiir koyup bu günkü yazımızı tamamlayabiliriz.
köpeğin gözleri
biriktirdiğim bir insanmış meğer
yağmurlarında aşkın
azar azar üşüye ıslana
kırık betonlarda şakırdayan gecede
süzülüp geçen
benim bile bilmediğim kuytulardan
çıkartıp dert yüzüklerini
avucuma bırakan
bense secdeye dökülen
bozuk paralar gibi
yersiz ve zamansız
şimdi bir kedinin kaçışı gibi
yabancı bir mahalleye düşmüş
tanıdık bir yüzden korkuyorsun
aklını cebindeki küçük kırıntılarla değiş
sabahları serp
toplanan serçelere
göreceksin ki yemeyecekler
bekleşip pencerende
masada konuşan insanları düşün
yarenlik ettiğin
söylediklerinin üstünden geçer
kendi muhabbetleri
sen bu kapıda ayrık otusun
üzülme
yolda yatan köpek değilsin sen
kalkıp sana çarpan arabayı
bırakıp gidebilirsin ıssız masada
1999
dönüş yolu
oturup ağladım ezilen başakların kıyısında. Rüzgâr
sakin şimdi başka dalları okşarken üşüyen ben -ya da
mazot kaçıran traktör- yürüdüm kendime taşlar taşları
kovalarken -ya da römorkta rençperler sallanıp
halleşirken- tozlar yüzüme yüzüme, güneş pıtrak. Bir
bulut kondu her yerime. sordum söylemedi, sordum
söylemedi. göğerdi gün gün. bana yağmur dediler -ya da
kurtulan adam gölete uçanlardan-
1997
göl kıyısı
gelip durdum bir göl kıyısında
durmayan şeylerin içinde
seyrettim maviliği
yüzüm küreklerin daldığı sular
isimleri biliyorum. hatırladım
uyumaktan ve eve dönmekten
hoşlanmadığım günleri. akşam
saçları çözülünce sevgilinin
düşen bir örtüyü görmezsin hiç
aşk yalnız bir kalbin attığı yerde
bir kentin sulara gömüldüğü yerde
seni kurtarmaya gelenlere öldüğünü söylemeyip
uzun yürüyüşlere çıkmaktır aşk
yürümek uzaklaşamadan kalbim kadar
eğildim bir taş daha fırlattım göle
çantasına bir olmaz daha koydu o
tepelere baktım. yapraklara dokunup
suları tarazlayan rüzgâra döndüm
karşılarda bir noktanın
ev olmasını diledim bize. bir oda
kucağımda bir çocuk oturmayı diledim
yerde sırtımı sedire vermiş
hem o çocuk olmayı diledim. seslenip
en güzel sesimi ömür diledim baht diledim
saldım rüyamı her şeyin sahibine. aşk diye
ışıktım kırılıp daldım suya
1999
yüzünde yıldızsız bir gece. soğuk suskun dudakların.
ormanda ağaçtan çok yalnızlık var. yürüdükçe dallarına
takılıyor geçmişim. su kendi başına akıyor uzaklara.
suyun sevgisi yok mu kuşlara, ağaçlara? nedensiz bir
sıcaklık kaplıyor gövdemi. uzanınca bulutlar üzerime.
cebimde çakıl taşları. yok sızısı mevsimin, aşktan başka.
her şeyde yağmurun çıtırtısı
kar çocuklar gibi yağıyor
bir penceren varsa
durma dışarı bak
gezip dolaştığın yerler
caddeler sokaklar bembeyaz
çevir gözlerini gökyüzüne
seyret düşen kar tanelerini
kar çocuklar gibi yağıyor
bir penceren varsa
kuşların konduğu
nefesinden buğulanan cama
yasla burnunu
ve koş gözlerinle
yoruluncaya dek dön sonra
kalbinin sıcak kuytusuna
bir kalbin varsa allah deyince
titreyen kuşların kanadı ol
kardan adamın üşüyen burnu
ışık ol kar tanelerinin dönüşüne
gördüğün ne varsa dışarıda
içeri al kalbinle bak bir daha bak
kar çocuklar gibi yağıyor
2003